O an söylediği tek cümle beni içimden vurdu: “Ok atılmayanlardan biri…”
Bir anda bütün ağırlık üzerime çöktü. Kendimi iki bin yıl önceye değil, kendi karanlığımın tam ortasına düşmüş gibi hissettim. Sanki o sözle birlikte geçmişte yaptığım, unuttuğumu sandığım, üstünü toprakla örttüğüm ne varsa bir anda yüzeye çıkmıştı.Ben “subay” derken güçlüydüm, hükmeden taraftaydım. O ise sessizce, soğukkanlı bir kabullenişle aslında beni mahkûm eden gerçeği söyledi. Bütün iradem çöktü; çünkü onun o cümlesi benim kim olduğumu değil, kimden kaçtığımı hatırlattı.
O anda dünya kararmadı aslında. Ben karardım. İçimdeki bütün ışık çekildi.
Ve o sessizlikte, iki bin yılın yükü tek kelimeye sığdı:
Kaçtığımı sandığım hiçbir şeyden aslında hiç kaçmamıştım.

Bir yanıt yazın